10 Nisan 2014 Perşembe

İki vize arası sümbüllü post


 
      Nisan ayına geldiğimizi hatırlatan iki şey var benim için, bir tanesi ömür boyu sürecek hiç bitmeyecek kabusu yaratan vizelerim diğeri ise mis gibi çiçek kokan hava...
      Bu haftam o kadar yoğundu ki günde 4 vizeyi gördü gözlerim, fakültede almadığım ders kalmayınca hepsi üst üste geldi tabii ama neyse ki mazeret sınavı denen bir güzellik var. Bu sıkıcı konularla sizi bunaltmak değil amacım, o yoğun sınav programı içinde hala nasıl olduğunu anlayamadığım boş bir gün bırakmışlar bana. Sabah birkaç saat fazla uyudum ve güzel bir kahvaltıdan sonra notların başına oturmadan güneşli havada biraz yürüdüm Moda Sahilinde.
     Eve dönerken aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz sümbüllerden (gerçi benim bildiğim sümbülün çiçekleri daha küçük olur ama adını bilmediğim için bunlara da sümbül diyorum ben :) aldım kendime, öyle müthiş bir kokusu var ki şu anda yazdığım postu o müthiş koku eşliğinde yazıyorum.
     Geçenlerde komik ama gerçek, sudan daha ucuz bir paraya bir sahafın dışarıya koyduğu yemek kitaplarını karıştırırken "The Essential Soup Cookbook" kitabını buldum. Bilenler bilir çorbayla aram pek iyi değildir. Zaten iki kaşık yemek yediğim zaman doyan bir insan olarak başlangıçta çorba içince ana yemeği yemeye yer kalmıyor midemde :) Fakat bu kitabın içinde dünya mutfaklarına ait öyle değişik çorba tarifleri var ki bir an önce hepsini denemek istedim. Serden bahar geldi güneş açtı ne çorbasından bahsediyorsun derseniz eğer denemeye soğuk çorbalardan başlarız biz de ne olacak :)