Bir içecek düşünün ki hem kıpkırmızı rengi olsun hem mis gibi tarçın karanfil koksun hem de içtiğiniz zaman damağınızda akide şekeri yemişsiniz gibi bir lezzet bıraksın... İşte bu isteklerin toplamı tam da Lohusa Şerbeti'ne denk geliyor. Lohusa şerbeti saray zamanından günümüze gelmiş en güzel şerbet. Sarayda doğumlardan sonra ziyarete gelenlere ikram edilirmiş. Ve aynı zamanda lohusalık döneminde anneye de süt açısından faydası olduğuna inanılırmış. Ben lohusa şerbetini çok küçükken içtiğim zaman, bunun sadece doğum yapıldığı zaman verildiğini ve normal zamanda içmenin yasak olduğunu düşünürdüm. Nasıl üzülürdüm anlatamam. Hatta bunu kendime ne kadar dert ettiysem dayanamayıp anneme ve babaanneme söylediğimi ve onların da bana bir güzel güldüğünü hiç unutmam :) İşte ne zaman ailede benim bu lohusa şerbeti sevgim keşfedildi o yıllardan sonra bizim buzdolabında yaz-kış lohusa şerbeti eksik olmadı. Hatta ara ara lisede ve üniversitede okula bile götürdüğüm oldu. İşte o derece bir şerbet sevgisi.
Lohusa şekeri dediğimiz şey aslında kızamık şekeri. Biz lohusa şekerini Kadıköy Çarşısı'ndaki Şekerci Cafer Erol'dan alırız. Pek çok yerde satılıyor ama oranınki hakikaten daha bir başka. Lohusa şekerini bir de içine tarçın ve karanfil eklenmiş şekilde satıyorlar ama size tavsiyem o şekilde almamanız.
Şimdi gelelim bu şekeri nasıl şerbete dönüştüreceğimiz kısmına. Fotoğraftaki gibi yaklaşık yarım kiloya denk gelen 2 parça lohusa şekerini 2 litre su, 2 bardak şeker, 3 kabuk tarçın ve 10 adet karanfille bir tencerede kaynatıyoruz. Şerbet iyice kaynayıp, kıvamı hafif koyulaşıp kokusu yayılınca ocaktan alıp süzüyoruz ve şerbetiniz hazır ! Şimdi soğuduktan sonra ister tek seferde bitirin ister benim yaptığım gibi cam şişelere pay edip buzdolabında saklayın. Eklemem gereken ise lohusa şerbetinin servisi esnasında üzerine badem koyulduğu. Fakat ben badem koyarak pek beğenmiyorum o yüzden fotoğraflardaki sunumda üzerine eklemedim. Ama siz öyle de deneyebilirsiniz.