4 Ekim 2015 Pazar

İki lafın belini mi kırsak ?

Mutlu haftalar herkese,
  Ne çok oldu size bir şeyler anlatmayalı, değil mi ? Tekrar yazmam için saatler günleri, günler ayları kovaladı diye klişe bir şekilde devam etmek istemiyorum ama durum sanki biraz öyle oldu. Ben iyi veya kötü yapılan her davranışın mutlaka bir sebebi olduğuna inanan bir insanım. İnsanlar sizi üzebilir, mutlu edebilir, şımartabilir... Bunların hepsi bir nedene bağlıdır. Bazen o neden sizsinizdir bazen de karşınızdaki. Sanırım bu ay en çok bu ikilemi sorguladım. Ve kendimce en mantıklı cevabı bulduktan sonra tüm bu düşünceleri ve kişileri yaz aylarında bırakmaya karar verdim. Çünkü sonbahar benim en sevdiğim mevsimdir ve bu mevsimi olabildiğince mutlu geçirmek istiyorum.
 
  Peki güzel şeyler yaşanmadı mı? Yaşandı elbette. "kul kurar, kader gülermiş" dediklerini başınıza gelmeden anlamıyorsunuz. Ama bu sefer bana iyi olarak gülümsedi. Mezun olduğum işi, mesleğimi yapıyorum artık. Her gün farklı bir şey öğreniyorum ve biliyor musunuz bu beni çok mutlu ediyor. Öğrenmek illa ki sayfalarca kitap okuyup, evliya çelebi misali gezmek demek değil. Gün içinde türev fonksiyonunu çözmek de, fırın sütlaç yapmak için fırının 50derece'de olması gerektiği de, bebeğinizin pişiğini engellemek için doktorunuzdan aldığınız tavsiye de buna dahil.



   Ve mutluluk, illa ki pahalı arabalara binmek lüks restoranlarda yemek yemek olmamalı. Bu ayki sorgulamalarımdan bir diğeri de buydu. Her şeyi olan ama hiçbir şeye sahip olamayan insanlar gördüm. Bu acı bir durum değil mi sizce de? Mesela yukarıda gördüğünüz kitap lise zamanımda hayran kalarak okuduğum "Bronz Atlı"'nın türkçeye çevrilmeyen devam kitabı. O zamanlar İstanbul'da bu kitabı aramadığım yer kalmamıştı. Dün tamamen tesadüf eseri Sahaf Festivali'nde karşıma çıktı. Maddi değeri 7.5 tl, manevi değeri ise, lise anılarım, kitap arayışlarım, yani gençliğim. Şimdi bu kitabı başucuma koydum ve birkaç sayfa bile okusam mutlu oluyorum.
 
  Kıssadan hisse; hayat kısa, yanınıza sevdiğiniz insanları alıp, mutlu olduğunuz işi yapın (bu her neyse) ve her sabah yaşamınızı daha güzel bir hale getirebileceğiniz yeni bir güne sağlıkla uyandığınız için şükredin, belki de en önemlisi bu.

  Sohbet etmeyi, dertleşmeyi özlemişim. Umarım size yeni tarifler ve keşif yerleri yazacağım günler de gelecektir. Hiçbir şey yazmadığım dönemde bile hala eski yazılarımı okuyan kişileri görmek nasıl bir keyif anlatamam. Siz hep okuyun, ben hep yazayım.

 Görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın :)