14 Kasım 2015 Cumartesi

Bilim kurgu seven kaç kişiyiz ?


Merhaba,

  Tatlı yapmaya vakit bulamayan Serden konuşmaya her zaman mecal bulur !  Hakikaten bazen çenemin yorulduğunu hissediyorum. Size de oluyor mu, yoksa bu durumdan tek muzdarip ben miyim ? Hem çalışıp hem okumak ne zormuş. Öldüm bittim bu hafta. Sayfalarca yazı yazdım, üzerine iş yerinde beni bekleyen bir ton iş... Bu durumlara bir de sağlık sorunları eklenince sormayın gitsin.
  Bu temponun koşuşturmacanın içinde bazen sessizce duruyorum ve diyorum ki kendi kendime "dayan Serden, Star Wars'un vizyona girmesine az kaldı". Bunu şu an size güzel ve ilgi çekci bir yazı yazayım diye söylemiyorum, gerçekten ! Bu benim için bir motivasyon kaynağı. Yaşım küçükken keşke benim de bir R2- D2'um olsa ve onunla birlikte oynasam diye düşünürdüm. Kabul edeyim bana ne yedirip içirdiler de böyle değişik bir hayal gücüne sahip oldum, bilmiyorum. Ama ileride benim de bir çocuğum olursa kız ya da erkek fark etmez sanırım ona ilk alacağım oyuncaklardan biri komodininin üzerine koyacağı bir Yoda olacak. Çünkü her yaşta dertleşecek bilge birine ihtiyaç vardır. Star Wars kadar sevdiğim diğer bir film ise "Back to the Future" serisi. Alman televizyonu RTL'de bile denk gelip tek kelime almanca bilmememe rağmen izlemişliğim vardır. Ben genel olarak uzay ve bilim kurgu ile ilgili her şeyi hiç sıkılmadan izleyebilme özelliğine sahibim. Stanley Kubrick'in 2001 A Space Odyssey filmi mesala. Bence bir başyapıttır.
  Şimdilerde ise vakit bulabildiğim akşamlar Stephen Hawking'in Zamanın Kısa Tarihi'ni okuyorum. Mutlaka alın. Aşağıdaki fotoğrafta kahve fincanım ve kitabımın renginin aynı oluş tamamen tesadüf oldu. Kahve fincanları da zamanın değerini anlamanıza yardımcı olacak en somut örneklerden biri. Ya da ben antika kahve fincanı aşığı olarak öyle düşünüyorum. Yine de insanın geçmişi ve geleceği sorgulaması güzel şey. Kafatasımızın içindeki yaklaşık 1.400 kg'lık bir et oraya boşuna konmuş olamaz. Ondan olabildiğince faydalanmaya bakmamız gerek :)
  Gelelim bu yazıyı yazarken ne dinlediğime. Favori şarkılarım çok aslında ama genelde sabahtan akşama kadar bana eşlik eden şarkıları "Radio Slow Time"dan dinliyorum. Çünkü sanki benim playlistim ve hepsini ben sıralamışım gibi. Kulaklarımızın da iyi müzik dinlemeye ihtiyacı var. Kulaklarımı seviyor ve onlara son zamanlardaki şarkılarla işkence etmek istemiyorum.
  Yeni tabirle biraz atarlı bir yazı mı oldu ? Bak öyleyse üzülürüm. Sözüm meclisten dışarı biliyorsunuz :)

  Hepinize mutlu bir hafta olsun. ( May the force be with you !)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder